Bilkent Holding şirketleri eğitimde inovasyon projesi olan “Tepe Akademi”, 22 binden fazla kullanıcıyla büyük bir başarıya ulaştı, işte değişimin hikayesi!

Bünyesinde Tepe İnşaat, Tepe Savunma, Tepe Güvenlik, Tepe Servis, Meteksan, Tepe Home gibi dev markaları barındıran Bilkent Holding’e bağlı Tüm Şirketlerine hizmet veren Tepe Akademi yöneticisi Savaş Aydın, muazzam bir değişim gerçekleştirdi. Bundan 15 yıl önce; 2002 yılında gruba vardiya amiri olarak gruba katıldığında, bünyede çalışan sayısı 2.500 civarındaydı. Grup bugün hızla büyüyen bir yapıyla halen 22 binin üzerinde çalışana sahip. Grup bünyesinde büyük bir başarıya imza atan Risk Eğitim Denetim ve Hak ediş Direktörü Savaş Bey ile keyifli bir röportaj yaptık ve bizimle önemli bilgiler paylaştı.

Konuşmanın başında “Bugün sizlere çok güzel bir başarı hikayesi bir başarı öyküsü anlatabiliyorsak, sistemlerimize inanmış binlerce çalışanımız sayesindedir…” diyor Savaş Bey.

Bu süre içinde pek çok yenilik yaptıklarını, birçok öğrenme teknolojisiyle ilgili uygulamaya imza attıklarını belirten Sn. Savaş Aydın, “Tüm bunlar, ancak iyi bir ekip ve doğru liderlerle karşılığını buluyor. Bugün anlatacak bir başarı öykümüz varsa bugüne kadar sistemimizi kullanan 22 binden fazla binlerce çalışanımız, ekip üyelerimiz ve onların özverili çalışmaları ve sisteme inanmaları sayesindedir. Ben başarının başka bir formülü olduğuna inanmıyorum”.

Geriye dönüp baktığınızda 2017 yılının Bilkent Holding öğrenme uygulamalarına neler getirdiğini görüyorsunuz?

2017 yılında grup şirketlerimizin büyük bir ivmeyle büyümesinin devam ettiğini görüyoruz. İstikrarlı büyümemizi sürdürürken çalışan sayımız da arttı; 22 binlere yaklaştı. Bu hızlı büyüme bugün de devam ediyor.

Bu büyümenin eğitime de yansıması oldu. İstihdamımız arttıkça biz de çalışanlarımızı daha kalifiye hale getirmek için eğitim ve altyapı çalışmalarımızı hızlandırdık. Bu noktada da temel olarak Tepe Akademi projemizi hayata geçirdik. Geçmişte belirlediğimiz bu hedefi 2016 yılında ciddi anlamda uygulamaya başladık ve tüm eğitimlerimizi Tepe Akademi çatısı altında topladık. 200’e yakın online eğitim ürettik. Bu yapının içine sadece teknik ve mesleki değil; kişisel gelişim eğitimlerini de ekledik. Infinity’nin ürettiği katalog e-eğitimlerinden de yararlandık.

Örneğin 3 ayda 200’den fazla kişisel gelişim eğitimi tamamlayan bir güvenlik görevlimize genel müdürümüzün nezdinde plaket verdik, bu örnek gibi çalışanlarımızda göğsümüzü kabartan pek çok güzel hikaye yaşadık. Eğitimleri kariyer planlaması ve terfiler için de bir ölçümleme aracı olarak kullanmaya başladık. Böylece yetenek yönetimini de olumlu ölçüde etkilemeye başladı.

Tepe Akademi ile birlikte sistemin tüm çalışanlarımıza eşit olarak dağıtılması konusunda sadece web tabanlı değil çağımızın bir gereği olan mobil eğitimlere de yönelmeye karar verdik. Pilot çalışmaların ardından Tepe Akademinin mobil uygulamasını yayınladık. Temel eğitimlerimizden başlayarak her türlü eğitimlere mobil erişimi de olanaklı hale getirdik. Dijital eğitimleri sınıf eğitimleriyle bağlayarak karma bir eğitim modeli oluşturduk. Çünkü bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri, Türkiye’nin hemen her ilinde eğitim verme gerekliliğimizdi. Her ne kadar eğitimcilerimizi yolluyor olsak, ortada bir standart sorunu olabiliyordu. Bunu da karma eğitimlerle çözdük.

Özetle 2017 yılı tüm bunların sonuçlarını görmeye başladığımız bir sene oldu. Artık eğitimlerimizin neredeyse yüzde 50’sini dijitale taşımış durumdayız. Bunun yanında Akademi ile birlikte diğer konuların hemen hemen oturduğu bir yıl oldu. Bazı Holding Şirketlerimizde Yıllık çalışan değişim oranının %35’leri bulduğu bir işletmede bunun ne kadar kritik olduğunu düşünebilirsiniz.

Peki, kariyer ve yetenek yönetimi tarafında neler yapıyorsunuz?

Bizim en önem verdiğimiz konulardan biri de işgücü devir oranı… Bu kadar genç bir çalışan grubu ile çalıştığınız zaman, bu arkadaşların bir kısmı hayatlarının ilk işini yaparlarken bunu “hayatlarının mesleği” olarak göremeyebiliyor. Bu nedenle işgücü devir oranının bir kısmını doğal karşılıyoruz. Ama bir yandan da bu gençlerin içinde gerçekten de bu mesleği yapmak isteyecek, bu mesleğe yeteneği olan, hayatının daha sonraki aşamalarında da kariyer olarak görmek isteyen çalışanlarımızı da bir şekilde keşfetmeye çalışıyoruz.

22 bin kişilik bir sistemde bunu yapmak elbette çok kolay değil. Adayları çekmek ve içeride tutmak için yaptığımız çalışmaların başında kariyer fırsatlarını göstermek geliyor. Şirket Bünyemizde, sahadan yöneticiliğe geçmiş pek çok kişi var. Örneğin operasyon ve bölge müdürlerimizin tamamı ekip üyelerinin içinden çıkıyor.

Merkezdeki yöneticilerimiz de dahil terfileri kendi kaynaklarımızla gerçekleştirip, liderlerimizi yetiştirmeye gayret ediyoruz. Çok spesifik bir pozisyon olmadıkça tüm açık pozisyonları önce içeriye ilan ediyor, gereken koşulları karşılayan çalışanlarımız varsa önce onlarla ilerliyoruz. Bunu da çok net göstermeye çalışıyor, ekip üyesi olarak başlayan kişinin çok daha ilerilere gidebileceğini anlatıyoruz. Gençlerin kariyer konusundaki en önemli beklentisinin gelişim fırsatı olduğunun farkındayız. Biz de buna yönelik yanıtımızı, yaptığımız işlerle veriyoruz.

Siz de buradaki yetenek yönetiminin bir örneğisiniz; sahadan gelen bir yöneticisiniz. Nasıl bir kariyer yolculuğuydu sizinki?

Ben tüm hayatım boyunca farklı alanlarda çalışıp deneyim kazanmış biriyim. 16 yıldır da Bilkent Holding Kurumsal Hizmetler Grup Şirketleri bünyesinde çalışıyorum. Aslında benim öyküm, buradaki birçok yönetici arkadaşımınkine çok benziyor: 2002 yılında vardiya amiri olarak başladığım Tepe Grubunda 4.500 kişi çalışıyordu.

Vardiya Amirliği yaptığım dönemde grubu da tanımaya başladım. Ardından operasyon şefi olarak atandım. Sonra da merkezde şirket temsilcisi olarak çalıştım ve denetim grup müdürlüğüne yükseldim.

Bunun ardından yeniden Risk Eğitim Denetim Hakediş Koordinatörü olarak atandım, 2017 yılında da Direktörlük unvanına terfi edildim. Şu anda şirketimizin genel yapılanmasında görev yapan Direktörlerden biriyim.

Departmanınızda nasıl bir yapılanma var? Kaç kişilik bir ekiple, hangi hizmetleri üretiyorsunuz?

Departmanımız içerisinde 35’e aşkın çalışanımız var. Bu fonksiyonun içerisinde aynı zamanda iç denetim, risk yönetimi, eğitim, 5188 sayılı kanun, OSGB ve hakkediş departmanı tarafı da bulunuyor.


Eğitim tarafında her markanın kendi yapılanması mevcut. Bunun içerisinde bağımsız denetim sistemleri de yer alıyor. Kendi eğitimcilerimiz olmayan, dışarıdan bizimle çalışan, tamamen bağımsız, tarafsız bakabilecek, marka standartlarını ölçen yapılarla çalışıyoruz. Bu, aslında bir denetim değil ziyaret. Amacı da varsa yanlışları görmek, gördükten sonra da sıcağı sıcağına eğitimini vererek düzeltilmesini sağlamak. Bunu da ölçümlendiriyor ve her bir ziyaretten sonra puanların arttığını fark ediyoruz. Bu konu mükemmeliyeti sağlamak açısından çok önemli.

Biraz gelecek de konuşalım. Neler öngörüyorsunuz iş yaşamının geleceğine ilişkin?

Şirketler kurulduğunda işin bir üretim, hizmet kalitesi kısmı bir de en önemli bacağı olan insan faktörü öne çıkıyor. İşin temeli aslında insan… İyi yetişmiş insanınız olmadan hiçbir şeyin yapılamayacağını artık dünyada da Türkiye’de de herkes anlamış durumda. Benim en büyük şansım, bunun her zaman farkında olan bir kurumda çalışmak oldu. Biz başından itibaren insana ve gelişime hep çok önem verdik. Bu işin temelinin insan olduğunu gördük. Aynı şekilde Tepe Akademi’de insanları geliştirmenin, onları belli bir seviyeye taşımanın başlı başına bir iş olduğunu gördüm.

Bence bunun önemi, gelecekte de değişmeyecek. Hatta artık her yöneticinin kendini bir İK departmanı çalışanı gibi görmesi gerektiği ortada. Bu durum ister sahada ister merkezde görev yapan tüm yöneticiler için geçerli. Çünkü farkı, işini nasıl daha mutlu ve iyi yapacağını düşünen çalışanlar yaratıyor.

Biz tüm bölgelerimizde ve projelerimizde bunu yapmaya çalışıyor, her birimin içerisinde bu konuda yavaş yavaş uzmanlaşacak kişiler yaratmayı hedefliyoruz. Bir operasyon müdürü, bölge şefi yaratmaya ve onlara bu konuda eğitimler vermeye çalışıyor. O kişilerin kendi içinde ekibini geliştirecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz.

20 yıl içinde yüzlerce inovatif projede yer aldım. Bazı şeylerin teknolojisini geliştirdik, bazılarını daha otomatize ettik ama bunların karşılığını bulması, iyi bir ekip, hızlı çalışan bir çözüm ortağı ve doğru liderler sayesinde oldu. Yoksa aldığınız çok iyi ekipmanların, kurduğunuz sistemlerin hiçbir önemi kalmıyor. Başarının anahtarı ancak burada açılıyor. Doğru insan kaynağınız, gelişime inanan yöneticileriniz olmasa başarı mümkün değil. Bugün anlatacak bir başarı öykümüz varsa bugüne kadar sistemden geçmiş binlerce çalışanımız, ekip üyelerimiz ve onların özverili çalışmaları, sisteme inanmaları, ellerini taşın altına koymaları sayesindedir. Ben başarının başka bir formülü olduğuna inanmıyorum.